Kütüğü esere dönüştüren sanatsal dokunuşlar

Akyazı’da kurduğu atölyesinde, sihirli dokunuşları ile kütükleri harika birer sanat eserine dönüştüren Aslı Demir, sıra dışı ürünleri ile dikkat çekiyor.

 •Üniversite son sınıfta okurken girişimcilik dersinde SWAT analizine göre; artıları eksileri, zayıf yanları güçlü yanları ile fırsatları ve tehditlerine bakarak kendini değerlendiren Aslı Demir, bir atölyeye sahip oluşu ve hammaddeye yakınlığını fırsata çevirdi. Kafasında oluşturduğu iş fikri ile bu işi yapmaya karar verdi

• Aslı Demir, planladığı işi nasıl kurdu, iş fikrini hangi süreçlerden geçerek geliştirdi, işini kurduktan sonra karşılaştığı sorunlar, riskler nelerdi ve bunları nasıl aştı… Sohbetimizde kendisine yönelttiğimiz soruları yanıtlayan cesur girişimci Aslı Demir, kendisini başarıya götüren önemli unsurları paylaştı.

ASLI DEMİR KİMDİR?
1993 Aralık ayı Adapazarı doğumlu Aslı Demir, Rize Recep Tayyip Erdoğan Üniversite’sinde 4 yıllık bir lisans eğitimi aldı. Mezun olduktan sonra 5-6 ay muhasebecide çalışan Demir, muhasebe işin sonra bir süre bankada çalıştı. Banka işinin kendini yansıtmadığını, kendisine göre bir meslek olmadığını anladığında bankadan ayrılıp bu işe girişti. Şu an atölye işi ile uğraşıyor. Atölye işine abisi ile başlayan Demir, abisinin başka bir yeri işletmeye başlaması üzerine birkaç aydır tek başına atölye işini yürütüyor.

Sakarya’nın Akyazı ilçesine bağlı Alaağaç Mahallesi’ndeyiz. Başarılarıyla örnek bir girişimci olan Aslı Demir’e konuk oluyoruz. Bizi atölyesinde ağırlayan Aslı hanımın başarı hikâyesini, çalışma esnasında yönelttiğimiz sorulara verdiği yanıtlardan derliyoruz.

– İşinizi ne zaman ve nasıl kurdunuz?
– 1,5 yıldır bu işi yapıyorum. Zaten baba yadigarı olarak kurulu bir düzenimiz vardı. Ben oraso var diye orayı fırsat bilerek bu işi planladım. Birkaç makine daha ekledik ve bu işe gönül verdik.

– Bu iş ile ilgili eğitim aldınız mı?
– Bu iş ile ilgili eğitim var mı bilmiyorum, ben eğitim almadım. Bu işi pratik yapa yapa, çalışa çalışa ek olarak da Youtube’da ki videolara bakarak öğrendim. Abimle beraber pratik yaparak buraya kadar geldik.

– Ürünleriniz hangi kitleye hitap ediyor, ilgi görüyor mu?
– Tasarladığımız ürünler bebeklikten, ölene kadar büyük bir kitleye hitap ediyor. Küçük çocuklar için yaş magnetleri ilgi görüyor. Bu ürünler ahşap, hiçbir zaman eskimiyor, deforme olmuyor. Uzun süre kullanımı oluyor. O yüzden 15 yaşında alan 60 yaşına kadar kullanabiliyor. Kitle baya geniş, çocuklara magnet yapıyoruz, saat yapıyoruz; hoş geldim, iyi ki doğdun gibisinden. Tepsi yapıyoruz, her kitleyi kapsıyor. Çok geniş bir kitlesi mevcut. Tüm ürünlerde aynı ilgi olmuyor tabi, bir saatin ya da sehpanın ilgisi az oluyor. Popüler ne var ise ilgi onda oluyor. Nişan magnetleri oluyor; içine tarih, isim yazdırıyorlar onlar popüler oldukları için daha çok ilgi görüyor. Mumluklar da çok ilgi görüyor. Masalar falan belli bir fiyat aralığı, belli bir kitlesi olduğu için çok fazla ilgi görmüyor. Evlendikten sonra evine yaptırmak isteyenler, cafelere yaptırmak isteyenler saatlere ilgi duyuyor. Ürüne göre değişkenlik gösteriyor ilgi.

– İşe hobi olarak mı, ticari olarak mı başladınız?
– İşimi hem hobi olarak hem ticari olarak sürdürüyorum. Hobilerde bir süre sonra ticari olarak devam ediyor. İnsanın sevdiği işten para kazanması kadar harika, tatmin edici, doyurucu bir şey yok. Hem hobini yapıyorsun, hem sevdiğin işini yapıyorsun hem para kazanıyorsun.

– Sizin gibi ürenler yapan var mı, rakipleriniz bulunuyor mu?
– Benim gibi ürenler tasarlayanlar, yapanlar var. İyi ki de varlar çünkü rakipsiz olmuyor. Seni değiştiren, geliştiren, ilerleten şey rakiptir zaten. Rakibim olmasa belki olduğum yerde kalabilirdim. Ben işi yapmaya başladıktan sonra çevremizde bu işi yapmaya başladılar ve ben bundan mutluluk duydum. Rakibim olunca sevindim, onlara cesaret verebilmek, ilham verebilmek, bir işe başlatabilmek beni o kadar mutlu etti ki anlatamam. Onlarla beraber yaptığımız işlerde oldu, birbirimizden destek yardım da alabiliyoruz, bu harika bir şey.

REKABET SİZİ GELİŞTİRİR
“Benim gibi ürenler tasarlayanlar var. İyi ki de varlar çünkü rakipsiz olmuyor. Seni değiştiren, geliştiren, ilerleten şey rakiptir zaten. Rakibim olmasa belki olduğum yerde kalabilirdim”

– Ürünlerinizi özel yapan en önemli etken nedir?
– Öncelikle ürünlerimi özel düşünğünüzü için teşekkür ediyorum. Niş ürünler tasarladığımı söyleyebilirim, herkesin yaptığı şeyi yapmayı sevmiyorum açıkçası. Hani yaptığım ürünler dediğim gibi magnet, saat yapıyorum ama bunlar müşterilerim doğrultusunda oluyor açıkçası. Geçenlerde bir duvar dekoru yaptım çok ilgi gördü, niş bir ürün olmasından dolayı her yerde olmayan bir şey. Mağazalarda bulunmayan ürünlerde olabiliyor. El emeği olduğu için daha da özelleştirebiliyor ürünü.

– İşinizi büyütmeyi düşünüyor musunuz?
– İşimi büyütmeyi tabi ki düşünüyorum. Kendimi geliştirmeyi seven birisiyim. Yurtiçine çalışıyoruz zaten; İstanbul, Samsun aklıma gelmeyen daha birçok il ile çalıştık. Yurtdışı için teknik destek alıyorum, dış ticaret bölümü okuyorum, son senemdeyim. Dış ticaret yaparsam önce temelini almak istedim. İnşallah olur aklımda var.

– Karşılaştığınız en büyük problem?
– Karşılaştığım en büyük problem; işi yapmak, kesmek, tasarlamak değil, insanların türleri. ‘Senin ne işin var atölyede’ tarzı sorular alıyorum. En zoru insanlara laf anlatmak. Çoğu zaman cevap vermiyorum, es geçiyorum. Karşındaki insanın kalıpları var, anlamıyorlar. ‘Üniversite mezunusun senin gireceğin işler belli, kamuda, özel sektörde çalışman gerekirken bir kadın olarak atölyede ne işin var’ tepkileri alıyorum. Karşılaştığım en büyük zorluk bu. Kalıpları olan insanlara, sevdiğim işi yapmak, atölyede bir kadın olarak çalıştığımı anlatmak bu meslekte en zorlandığım durum.

– İşi herkes yapabilir, tavsiye eder misiniz?
– Özelliklere kadınlar başta olmak üzere herkes yapabilir, ama ben atölyem olduğu için yapıyorum. Mesela İstanbul’da olsun gelişmiş olan bir şehirde yaşayan birisi atölyesi olmadan, parası olursa yapabilir. Beceriden kastım ise herkes yapabilir, becerebilir. Hammadde konusunda sıkıntı yaşayabilir, benim yan tarafta atölyemiz olduğu için hammaddeyi oradan karşılıyorum. Bir kadın istediği her şeyi ama her şeyi kendi gücüyle başarabilir.

Tek başına atölye işini yürüten Aslı Demir, “İnsanın sevdiği işten para kazanması kadar harika, tatmin edici, doyurucu bir  şey yok” diyor

– Bu işi yapmak nereden aklınızı geldi?
– Üniversite son sınıfta girişimcilik dersimiz vardı. Orada bir iş kurmamız gerekiyordu. SWAT analizine göre kendi artılarıma eksilerime baktım. Zayıf yanlarıma, güçlü yanlarıma, fırsatlarıma, tehditlerime baktım. Zayıf yanlarımı hatırlamıyorum tam, fırsatlarıma baktığımda en göze çarpan bir atölyem var dedim. Atölyemizde sadece kütükler geliyor, dilimleniyor, kesiliyor, fırınlanıyor oradan mobilyacılara gidiyor. Hammaddeye yakınlığım daha önemli tabi. üniversitede kafamda bu fikir oluştuğunda, bankadan ayrılışım sonrası bu işi yapmaya karar verdim.

Neden eksik tahta?
“Hem farklı, hem ironik, hem düşündürücü olmasını istedim. Bunun yanında beni temsil etmesini, yaptığım işi temsil etmesini istediğimden ortaya eksik tahta çıktı. Aslında aklımda farklı isimler de mevcuttu ama şu an hatırlamıyorum. Dediğim gibi aklımda farklı isimler de varken, arkadaşlarım arasında küçük çaplı bir anket yaptım, çoğunlukla eksik tahta ismi ön plana çıkmıştı. Hem işimi yansıtması, dikkat çekmesi, farklı oluşundan dolayı böyle bir isimde karar verdim. Arkadaşlarım ile dışarı çıktığımda, birisi ile karşılaştığımda ‘Aa hoş geldin eksik tahta, eksik tahta sen mi buradasın’ diye tepkiler geliyor. O kadar hoşuma gidiyor ki hani bu küçük çaplı bir markalaşma benim için”

Röportaj: Erkin GÜMÜŞ

Bir yanıt bırak