Kahraman Türk Kadınları Tiyatro Topluluğu’ndan ‘Kadına Yönelik Şiddete Karşı Mücadele’ semineri

Paylaş:

Kahraman Türk Kadınları Tiyatro Topluluğu, Vatan ve Hürriyet Derneği Genel Başkanlığı ve İnşaat Mühendisleri Odası iş birliğinde, 25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele Günü kapsamında önemli bir söyleşi programı gerçekleştirdi. İnşaat Mühendisleri Odası’nın ev sahipliğinde düzenlenen etkinlik, toplumun tüm kesimlerini bir araya getirerek güçlü bir farkındalık ortamı sundu.

Programa Uzman İsimler Katıldı

Yoğun ilgi gösterilen seminer, katılımcıların soru ve öneri katkıları değer kazanırken, alanında uzman konuşmacıların değerlendirmeleriyle güçlendi. Moderatörlüğünü Şule Bayri’nin üstlendiği seminere; Avukat Ahmet Yavuz Özbudak, Sosyolog ve aile danışmanı Ali Arslan, Doktor Gülden Güler, Sakarya Türk Kadınlar Birliği Başkanı Tevhide Yağan, Yönetmen Senem Yıldırım ve Yazar Büşra Özdemir, konuşmacı olarak katıldılar.

Program öncesi, yönetmenliğini Senem Yıldırım’ın yaptığı, kadına yönelik şiddet temasını içeren “Kırılmayan Kadın” adlı kısa film gösterimi yapıldı.

Kurumlardan Anlamlı Destek

Kahraman Türk Kadınları Tiyatro Topluluğu yönetmeni Senem Yıldırım, programa destek veren siyasi kurum ve kuruluşlar, İnşaat Mühendisleri Odası Başkanlığı, Dernekler, ve Sivil toplum kuruluşlarına teşekkür etti. Cumhuriyetin ışığında üretmeye devam edeceklerini belirten Yıldırım, “Cumhuriyetin ışığında kadınların özgürlüğü ve toplumun aydınlığı için üretmeye, bilinçlendirmeye ve mücadele etmeye devam edeceğimizi kamuoyuna saygıyla duyuruyoruz” ifadelerini kullandı.

Cumhuriyet Değerlerinden Güç Alan Bir Sanat Yolculuğu

Topluluk adına açıklama yapan Yönetmen Senem Yıldırım, kuruluş süreçlerinin Cumhuriyet’in değerlerinden ve Atatürk ilke ve inkılaplarından beslendiğini vurguladı. Yıldırım, “Amacımız sanatın toplumsal gücünü kullanarak halkı bilinçlendirmek, farkındalığı artırmak ve kadınlara yönelik her türlü şiddete karşı güçlü bir duruş sergilemektir. Bizler ayrıştırmak yerine birleştirmeyi, ötekileştirmek yerine insanlığı yüceltmeyi savunan bir misyonla hareket ediyoruz. Şiddetsiz bir hayatın ve eşit bir geleceğin mümkün olduğuna inanıyoruz” diye konuştu.

Kadın Nefretinin Tarihsel Süreci

Seminere konuşması olarak katılan Dr. Gülden Güler, ‘Kadın Nefretinin Tarihsel Süreci’ konulu bir sunum yaptı. ‘Kadın nefreti’ ve ‘kadın düşmanlığı’ ile ilgili tanımınlar yapan Dr. Güler, “Tarih boyunca kadın; kışkırtıcılığın simgesi, günahın objesi, erkeğin malı kabul edildi. Kadının cinsiyetinden dolayı aşağılanması, değersizleştirilmesi, kötü veya eşit olmayan muamele görmesi, hak ihlallerinin (adaletsizliğin) meşrulaştırılması, kadın nefreti veya kadın düşmanlığı (Mizojini) olarak tanımlanır.” dedi.

Kadına Yönelik Şiddet Tablosu

Kamu veya özel alanda kadına yönelik fiziksel, cinsel psikolojik, ekonomik acı ve ızdırap veren eylem ve tehditler ile keyfi olarak özgürlükten yoksun bırakma kadına yönelik şiddet olarak tanımlanır.

Ülkemizde 2024 yılına ait, hayatının bir döneminde kadının maruz kaldığı şiddet türü ve yaygınlığı:

Duygusal şiddet %28,2, fiziksel şiddet %12,8, ekonomik şiddet %18,3, cinsel şiddet %5,4, dijital şiddet %8,3, ısrarlı takip %10,9.

Anıt sayaç: Türkiye’de kadına yönelik şiddetten ölen kadınların anısını yaşatmak için internet üzerinden kurulmuş bir anıttır.

Şiddetin Ruh Sağlığına Etkisi

Kadına yönelik şiddetin ruh sağlığı yönünden olumsuz etkilerine vurgu yapan Dr. Güler, özellikle stres ve kaygı bozukluğunun yol açtığı intihar ve cinayetlerle sonuçlanan psikolojik rahatsızlıkların %48’lik oranla en etkili sorunların başında geldiğine dikkat çekti.

Dr. Güler, ruh sağlığına olan etkilerini genellikle şunlar olduğunu belirtti:

• Utanma
• Suçluluk
• Düşük özgüven
• Konsantrasyon güçlüğü
• Yalnızlık, güvensizlik, duygusal mesafe koyma
• Başarısızlık hissi
• Yetersizlik hissi
• Uyku, yeme bozuklukları
• Madde bağımlılığı
• Psikolojik rahatsızlıklar (%48)

Stres bozukluğu, kaygı bozukluğu, panik atak, intihar, cinayet vb.

Şiddetin Bireysel ve Toplumsal Sonuçları

Dr. Güler, kadına yönelik şiddetin bireyler ve toplumda yol açtığı olumsuz sonuçları şöyle açıkladı:

• Özsaygı düşüklüğü, iletişim ve uyum sorunları
• Antisosyal davranışlar, kişilik bozuklukları
• Madde kullanımı, intihar, suça yönelme (cinayet)
• Yaşam kalitesinin düşmesi
• Karar alma süreçlerine katılımın azalması
• Şiddetin kuşaktan kuşağa aktarımı
• Ekonomik kayıp
• Üretgenlik ve verimlilik kaybı
• Toplumsal huzursuzluk.

Farklı Tutumlara Rağmen İslamda Kadın

Hadisler

Sizin en hayırlınız kadınlara en iyi şekilde davrananlarınızdır.

Kadınlar size Allah’ın emanetidir

Kız çocukları cennetin anahtarı, cehenneme kalkan/perdedir.

Kim ki iki veya 3 kız çocuğuna bakar, büyütürse kıyamet günü o ve ben yakın (yan yana) oluruz.

Cennet annelerin ayakları altındadır.

Ayetler

Evlilik, boşanma, savaşlarda ortada kalan kadınların durumu ve mirasla ilgili ayetler kadınlardan yanadır. Toplumda olmayan/unutulan veya erkekten alınan bir hak kadına tanınmıştır.

Allah insanları tek bir nefisten ve ondan da kadın ve erkekleri yaratmıştır (Adem’i yaratıp onun kaburgasından Havva’yı yaratmış değildir, yaratılış eşittir)

• Erkek üstün değil kavvamdır (dikkatli, ilgili, alakalı, duyarlı, dinamik ilişki içinde olan, duyarsız olmayan)

• Kur’an süreç içinde kadına adaletsiz davranılmaması için evlilikte çok eşliliği, tek eşliliğe indirme şeması ortaya konmuştur. Bir adamın göğsünün içine iki kalp koymamıştır.

• İslam öncesi kız çocukları öldürülüyordu, kadının miras hakkı yoktu, şahitliği kabul edilmiyordu. İslam ile kadının mal gibi alınıp satılması yasaklandı, evlilikte seçme ve söz hakkı verildi.

• Kadını toplumdan ve sosyal hayattan izole eden, belli görevler dışında baskılayan, kötü muameleyi meşru kılan anlayış Islamla bağdaşmaz.

• Oğut ve tavır alma sonuç vermezse, ani yanlış karar almamak ve eşler arasındaki sevgi, saygı, aile bağını hatırlamak adına kısa süreli ayrılık (uzaklaşmak) ifadesi olan darabe fiilinin, dövmek olarak tercüme edilmesi de İslamdan uzaktır (Nisa 34).

• Kur’an cinsiyete değil insan kişiliğine vurgu yapar.

Eşik Kavramı

• Kadın, kapı eşiğinin içindeyse sorun yok, kapı eşiğinde veya eşiğin dışındaysa sorun vardı: Göz önünde olması istenmiyordu.

• Ülke eşiğinde kadın, casusluk veya evlilik yolu ile tarihin gidişatını değiştirmekte kullanılan araçtı.

• Sosyal medya eşiği ise içeri alınan takipçinin tacize uğrayan kadınlar görülmesiyle belirlendi.

• Gerçekte ise sınır/eşik kavramı, bireyin duygusal, fiziksel, zihinsel alanlarını korumak adına kullandığı bir mekanizmadır. Sınırları net belirleyen bireyler daha saygılı ve dengeli ilişkiler kurar. Rahatsızlık ve tükenmişlik hissi sınır ihlali göstergeleridir.

Korunma Yolları

• Şiddet Önleme ve İzleme Merkezi (ŞÖNİM)
• Aile ve Sosyal Hizmetler Merkezleri
• Kadın konukevleri (barınma, psikososyal, maddi, hukuki destek, istihdam ve kreş desteği
• Alo 183(0)
• Aile Mahkemeleri
• Kolluk birimleri
• KADES
• Sağlık Bakanlığı hizmet birimleri

Anneler olarak erkek çocuklarımızı doğru yetiştirirsek, hayatlarına eşitlik kavramını sokarsak, bu konuda gerçek duyarlılığı göstermiş oluruz. Babalar olarak evlenen kız çocuklarımızın arkasında duralım.”

Dr. Güler, konuşmasını kadın için söylenmiş şu veciz sözlerle tamamladı:

Biliyoruz ki, “insanı düzeltirsek dünya düzelir.’’

“Kadınlar insandır, biz insanoğlu.” (Neşet Ertaş)

Atatürk kadına eşit ve medeni toplumsal haklar tanınmasına öncülük etti. Kadına ve çocuklara çok değer verdi:

“Küçük hanımlar, küçük beyler!
Sizler geleceğin bir gülü, yıldızı, bir ikbal ışığısınız. Memleketi asıl aydınlığa boğacak olan sizsiniz. Kendinizin ne kadar önemli olduğunuzu düşünerek ona göre çalışınız.”

“Şuna inanmak lazımdır ki dünya üzerinde gördüğümüz herşey kadının eseridir.”

“Ey kahraman Türk kadını! Sen yerde sürünmeye değil, omuzlar üzerinde göklere yükselmeye layıksın.”

Kadına Şiddette Korkunç Tablo

Seminerin bir başka konuşmacısı Avukat Ahmet Yavuz Özbudak, kadına yönelik şiddete karşı mücadele konulu sunumunda Türkiye’de kadına yönelik şiddet ve kadın cinayetlerinin artışına dikkat çekti. Dünya ve Türkiye’den istatiski bilgileri paylaşan Özbudak, İspanya ve Türkiye kıyaslaması yaparak, “İspanya’da 2003-2019 yılları arasında toplam yaklaşık 1000 kadın cinayeti işlenmiştir. Türkiye’de ise sadece 2021-2025 arasında 1323 kadın cinayeti meydana geldi. Bu fark, Türkiye’deki şiddetin boyutunu açıkça ortaya koymaktadır” diye konuştu.

Kadına yönelik şiddet  olayları ve şiddetin önlenmesi ile ilgili detaylı bir sunum yapan Av. Özbudak konuşmasında şu ifadelere yer verdi:

“Genellikle kadın cinayetleri önce kadına karşı şiddet ile başlıyor. Kadına yönelik şiddet, bir kişinin bir kadına fiziksel, cinsel veya psikolojik şiddet uygulamasıdır. Kadına yönelik şiddetin nedenleri arasında, kadını eşit insan olarak kabul etmeyen cinsiyetçi toplumsal normlar, eşitliğe dayalı olmayan aile yapısı ve ekonomik faktörler sayılabilir. Kadına yönelik şiddetin toplumda yarattığı etkilerin başında kadınların özgüvenini sarsması, onlarda yarattığı korku ve endişe ile kadınların toplum hayatından ve sosyal etkinliklerden uzaklaşması ve fiilen eve kapatılmasıdır.

“ÜLKEMİZDE KADINA YÖNELİK ŞİDDET VE KADIN CİNAYETLERİ FAZLA”

Kadın cinayetleri konusunda, tüm dünyada genel bir istatistik bulunmamaktadır. Ancak, bazı ülkelerde bu tür cinayetlerin daha sık görüldüğü bilinmektedir. Bu ülkeler arasında, Meksika ve El Salvador gibi Latin Amerika ülkeleri sayılabilir. Ayrıca, Afrika kıtasında da kadın cinayetleri sık görülmektedir. Örneğin, Nijerya, Güney Afrika ve Fas gibi ülkelerde bu tür cinayetlerin sayısı yüksektir. Ne yazık ki adı geçen ülkelere göre eğitim, sosyal ve ekonomik yönden daha gelişmiş bir seviyede bulunan ülkemizde de kadına yönelik şiddet ve kadın cinayeti suçlarının nispeten fazla olduğu bilinmektedir.

“5 YILDA 1323 KADIN CİNAYETİ”

Size vahameti daha iyi anlatabilmek adına uluslararası bir kıyas yapmak istiyorum: İspanya’da 2003–2019 yılları arasında toplam yaklaşık 1000 kadın cinayeti işlenmiştir. Türkiye’de ise sadece 2021–2025 arasında 1323 kadın cinayeti meydana geldi. Bu fark, Türkiye’deki şiddetin boyutunu açıkça ortaya koymaktadır.

“İSTANBUL SÖZLEŞMESİNDEN ÇEKİNİLMESİNİN ARDINDAN KADIN CİNAYETLERİ ARTTI”

İstanbul Sözleşmesi, 2011 yılında İstanbul’da imzalanan ve kadına yönelik şiddet ile aile içi şiddetin önlenmesini amaçlayan uluslararası bir insan hakları sözleşmesidir. Bu sözleşme, şiddetin önlenmesi, mağdurların korunması, faillerin cezalandırılması ve bu alanda etkili politikalar geliştirilmesi için devlete sorumluluk yükler. İstanbul Sözleşmesi’nden çekilmenin üzerinden 4 yıl geçti. Bu 4 yıl içinde yaşanan olaylar, aslında sözleşmenin kadınlar için ne kadar hayati olduğunu bir kez daha gözler önüne sermiştir . İstanbul Sözleşmesi’nden çekilmenin ardından geçen süreçte, her yılın ilk 6 ayına baktığımızda kadın cinayeti sayılarının ciddi oranda yükseldiğini görüyoruz. 2021’in ilk 6 ayında 131 kadın, 2022’nin ilk 6 ayında 164 kadın, 2023’ün ilk 6 ayında 147 kadın, 2024’ün ilk 6 ayında 205 kadın, 2025’in ilk 6 ayında ise 136 kadın canice katledilmiştir. Sadece 2025 yılının Haziran ayında 15 kadın cinayeti ve 26 şüpheli kadın ölümü gerçekleşmiştir. Bu tablo, durumu hafife alınamayacak kadar ciddi, hatta insanlık adına utanç verici boyutlara ulaştığını göstermektedir. Peki bu cinayetleri kimler işliyor? 2008–2018 yılları arasındaki 1260 cinayet vakasını inceleyen bir araştırma, faillerin en başında kadının eşi olduğunu göstermektedir. 623 kadın en yakınındaki kişi tarafından öldürülmüştür. Ardından 160 vakayla sevgili ve 94 vakayla eski eş gelmektedir. Devamında tanıdıklar, akrabalar, kardeş, oğul, baba gibi yakın ilişkiler içinde bulunan kişiler yer almaktadır. Yani kadınlar, en çok güvendikleri, en yakınlarında bulunan erkekler tarafından öldürülmektedir. Yalnızca 2019 yılında öldürülen kadınların: %134’ü eşi, %51’i sevgilisi, %29’u akrabası, %25’i eski eşi, %25’i tanıdığı kişiler, %15’i babası, % 13’ü kardeşi tarafından öldürülmüştür.

SİMGE KODALAK VE SEHLE GÜNDÜZ CİNAYETLERİ

Bu kadınlardan bir tanesi Sakarya’mızda yaşamış olan 2 çocuk annesi Simge Kodalak’tır. Henüz 31 yaşında iken eşi İskender Kodalak tarafından boğazı kesilerek canice katledilmiştir. Sakarya Cumhuriyet Başsavcılığı’nın hazırladığı iddianame ile İskender Kodalak hakkında ağırlaştırılmış müebbet hapis talebi ile Sakarya 2. Ağır Ceza Mahkemesi’nde dava açılmıştır. Her ne kadar İskender Kodalak hakkında müebbet hapis cezasına hükmedilse bile 2 çocuk annesiz kalmış daha 31 yaşında olan Simge Kodalak vefat etmiştir. Yine Sakarya’mızda Sehle Gündüz 5 eylül Perşembe günü gece saatlerinde Orta Mahalle Kökçü sokak üzerinde bulunan iş merkezindeki meydana geldi., Sehle Gündüz ile sevgilisi arasında tartışma yaşandı. Yaşanan tartışma esnasında başından silahla vurulan Sehle Gündüz bölgeye sevk edilen sağlık ekiplerince yapılan ilk müdahalenin ardından ağır yaralandı Sehle Gündüz Sakarya Eğitim ve Araştırma Hastanesi’ne kaldırıldı ve orada hayatını kaybetti. Simge Kodalak, Sehle Gündüz başta olmak üzere tüm cinayete kurban giden kadınlarımıza Allahtan rahmet çocuklarına ve yakınlarına başsağlığı diliyorum.

KADIN SIĞINMA EVLERİ

Ancak bütün bu karanlık tabloya rağmen, devlet ve sivil toplum tarafından atılmış önemli adımlar da bulunmaktadır. Bunlardan biri kadın sığınma evleridir. Türkiye’de 2020 yılı itibarıyla bakanlık, belediyeler ve sivil toplum kuruluşlarına bağlı toplam 143 sığınma evi bulunmaktadır. Bu merkezlerde kadınların güvenliği sağlanmakta, psikolojik ve sosyal destek verilmekte, çocukların eğitimi, kadınların toplumsal hayata yeniden katılımı ve meslek edinmesi için çalışmalar yapılmaktadır. Kadınların en büyük can simitlerinden biri olan 6284 sayılı Kanun, şiddet mağdurlarına koruma tedbirleri sunarak kadınlar için çok önemli bir dayanaktır. Bu kanun; fiziksel, duygusal, ekonomik, cinsel şiddete uğrayan veya tehdit altında olan kişilere koruma sağlamakta ve devletin hızlı müdahalesini mümkün kılmaktadır.

KADES UYGULAMASI

Bir diğer önemli yenilik ise KADES uygulamasıdır. 2018 Mart ayında İçişleri Bakanlığı tarafından geliştirilen, acil durumlarda kadınların tek bir tuşla polis ekiplerine ulaşmasını sağlayan bir mobil uygulamadır. Şiddet veya tehdit altında kalan kadınlar bu uygulama aracılığıyla konum bilgilerini güvenlik birimlerine hızlıca iletebilir ve en kısa sürede yardım alabilirler. İstanbul Sözleşmesi devletin yükümlülüklerini belirleyen güçlü bir çerçeve sunarken, KADES kadınların günlük hayatta somut ve hızlı bir şekilde korunmasına yardımcı olan pratik bir araçtır. 16 Ocak 2025 itibarıyla KADES’i indiren kadın sayısı 7 milyon 830 bine ulaşmıştır. Uygulama üzerinden 1 milyon 480 bin ihbar yapılmış ve 920 bin kadına yardım edilmiştir. Bu rakamlar, doğru uygulamaların hayat kurtarabildiğinin en güçlü göstergesidir.

KADINA ŞİDDET VE KADIN CİNAYETLERİNİN ÖNLENMESİ İÇİN NE YAPILMALI?

Kadınlara yönelik şiddetin ve kadın cinayetlerinin önlenmesi için yapılması gereken ilk iş cinsiyetçi toplumsal normların değiştirilmesi ve kadınların erkeklerle eşit birer insan olduğu yönündeki temel algının toplumda ilkesel olarak kabul edilen bir tavır ve davranış haline gelmesidir. Ayrıca, aile içinde eşitliğe dayalı bir iletişim, eğitim ve iş imkanı sağlanması genel kabul haline gelmelidir. Öncelikle kadınların eğitimi ve ekonomik olarak özgür olmaları için iş imkanlarının sağlanması gerekir. Kadının da erkeklere eşit bir insan olduğunun amasız ve fakatsız kabul edilmesi şarttır. İnanç boyutunda bu salt eşitliği sorgulayacak beyan ve davranışlarda bulunanlar mutlaka dışlanmalı ve hukuk önünde cinsiyetçi ayrımcılık ve insanlık suçu içeren davranışları nedeni ile sorgulanmalı ve gerekirse yargılanmalıdır.

Kadına yönelik şiddetin önlenmesi ve kadın cinayetlerinin engellenmesinde başta eğitim olmak üzere bu mücadeleye katkı sunan kişi ve kurumların desteklenmesi ve kadınların şiddete maruz kaldıkları durumlarda güvenlik önlemlerinin alınması gerekir. Cinsiyetçi toplumsal normların değiştirilmesi, kadın cinayetlerinin engellenmesinde önemli bir rol oynayacaktır. Bu amaçla, eşit cinsiyet hakları konusunda eğitim programlarının geliştirilmesi ve toplumda farkındalık yaratılması gerekir. Ailenin eşitliğe dayalı bir yapıya dönüştürülmesi, kadın cinayetlerinin engellenmesinde önemli bir rol oynayacaktır. Kadınların sosyal ve ekonomik hayatın eşit bir paydaşı olduğu gerçeği toplumda genel kabul görmelidir. Bu amaçla, toplumun eğitim seviyesini yükseltmeyi hedefleyen programların geliştirilmesi ve öncelikle kadınların işsizlik oranını düşürmeyi hedefleyen önlemlerin alınması gerekir.

Bu konuda kadının isteği öncelikle dikkate alınmalıdır. Aile koruma merkezleri yaygınlaştırılmalı ve saldırgan erkekler evden ve kadından uzak tutulmalıdır. Devlet bu konuda acil önlemler geliştirmeli ve caydırıcı yasal düzenlemeler yapmalıdır. Bu konuda toplumsal eğitim son derece gereklidir. Dünyada yaygınlaşan elektronik kelepçe uygulaması, şiddet eğilimi ve sabıkası olan erkekler için etkin ve yaygın bir şekilde uygulanmalıdır. Öfke kontrolü yapamayan kişiler için bu kelepçe son derece kolaylık sağlayacaktır. Kadınlar şiddet durumunda savcılığa ya da karakola başvurarak korunma talebinde bulunduğunda kişi elektronik kelepçeyle yükümlü olmalı ve etkin bir şekilde takip edilmelidir. Bu sisteme göre; yükümlü, şiddete maruz kalan kişiye yaklaşırsa merkeze uyarı sinyali göndermektedir. Bu doğrultuda izleme personeli aynı anda hem yükümlüyü hem de şiddete maruz kalan kişiyi aramaktadır. İki tarafa da bulunduğu konumdan ayrılmasını söylemektedir. Eğer yükümlü uyarıları dinlemiyor ise şiddet gören kişiyle iletişim devam ederek kendini güvenli bir bölgeye alması söylenmektedir. Bu sırada kişinin korunması için bir ekip gönderilecektir. Yükümlü hala hareketine devam ediyorsa kolluk personeli müdahale etmekte ve gerekli işlemler başlatılmaktadır.

“KADINA ŞİDDET, İNSANLIĞA İHANETTİR”

Kadına şiddeti durdurmak ve kadın cinayetlerini önlemek herkesin insanlık görevidir. Kadına yönelik şiddet, insanlığa ihanettir. Kadınların toplumdaki yeri ve saygınlığı o toplumun medeniyet seviyesinin göstergesidir Erkeklik kadına şiddet uygulamak değil onu sevmek ve haklarına saygı duymaktır. Tüm kadınların mutlu, sağlıklı ve sevgi dolu bir dünyada şiddete maruz kalmadan yaşamalarını diliyoruz. Türk kadını, sen yerde sürünmeye değil, omuzlar üzerinde göklere yükselmeye layıksın; dünya yüzünde gördüğümüz her şey kadının eseridir diyen daimi liderimiz Gazi Mustafa Kemal Atatürk’e layık olmak zorundayız. Cumhuriyetimizin 102. yılında; kadına ve çocuğa şiddetin insanlık suçu olduğunu kabul eden insanların yaşadığı ve yönettiği bir Türkiye özlemi ile, sağlık, mutluluk ve başarı dolu bir yeni yıl diliyoruz.”

Güven Duymanın Önemi

Programda konuşan Sosyolog Ali Arslan ise ailelerde, eşler arasında güven unsuruna dikkat çekerek katılımcılara küçük bir deney yaptırdı. Arslan, “Birisi size vuruyor gibi elini kaldırsa karşınızdakine 1 ile 10 arası ne kadar güvenirsiniz” sözüne karşı katılımcılar “sıfır” cevabı verirken, “Omuzumuza dokunan ve size sarılan birine ne kadar güvenirsiniz” sorusuna ise “10” cevabı verdiler. Arslan, bu deney üzerine, aile ilişkilerinde güvenin ne kadar önemli olduğuna dikkat çekti.

Şiddeti önlemede bazı öneriler paylaşan Arslan, önerilerini şöyle sıraladı:

• Eğitimle saygı öğretilmeli
• Etkin hukuk kanunları; kağıtlarda değil sahada uygulanmalı
• Ekonomik bağımsızlık; destek programları, işgücü sağlanmalı
• Medya ve dijital dünya, medya dili saygı üzere olmalı, siber şiddetle başa çıkılmalı
• Erkeklere yönelik saygı programları; doğru erkek modeli, öfke kontrolü, ilişki yöntemi ve duygusal ifade becerileri.

Bu yöntemlerin şiddeti azaltmada büyük fark yaratacağını savunan Arslan, sözlerini “Sesimizi kimse kısamaz kadına şiddete hayır” sloganı ile tamamladı.

Kurtuluş Eğitimde

Programın kapanış konuşmasını yapan Vatan Hürriyet Derneği Genel Başkanı Yaşar Dursun, seminere gösterilen ilgiye teşekkür etti. Başkan Dursun, kadına yönelik şiddetin önlenmesinde eğitimin önemine vurgu yaparak, “Gerçek islam ve gerçek Türk kültürüne ulaşmak için hep beraber mücadele ve gayret etmeliyiz. Kurtuluşumuz insanın eğitimindedir” ifadelerini kullandı.

Paylaş:

Bir yanıt bırak