Sakarya Gönül Elçileri Çanakkale’yi ziyaret etti

Paylaş:

Sosyal, tarihi ve kültürel etkinliklerini sürdüren Sakarya Gönül Elçileri Sosyal Yardımlaşma Derneği, bu kez çok anlamlı bir etkinliğe imza atarak dernek üyesi engelli ailelerini çocukları ile birlikte şehitler diyarı Çanakkale’ye bir gezi düzenledi.

20 Eylül gecesi Sakarya’dan 2 otobüsle haraket eden Gönül Elçileri kafilesi, sabahın ilk ışıklarında indikleri Çanakkale’de manevi bir atmosfer yaşadı.

Çanakkale’yi görmek isteyen Gönül Elçileri Derneği üyeleri, sabah erken saatlerde buluşarak Gelibolu Yarımadası’nda bir araya geldi. Gelibolu Tarih ve Kültür Parkı’nı ziyaret eden dernek üyeleri, bu tarihî alanda dolu dolu bir gün geçirdi.

Çanakkale Savaşı’nda yaşanan acıların, fedakârlıkların ve kahramanlıkların yaşandığı mekânları yerinde gezerek inceleme fırsatı bulan Gönül Elçileri Derneği üyesi aileler ve çocukları, heyacan, hüzün ve gurur duygularını aynı anda yaşadı. Ziyaret boyunca, dualar ve hatıra konuşmaları ile manevi değerler vurgulanırken, gezi rehberi Erdoğan Gündoğdu’nun, o tarihteki olayları yaşarcasına anlattığı yaşanmış hikayeleri dinleyenler gözyaşlarını tutamadı.

Rehber Erdoğan Gündoğdu, Çanakkale Savaşı’nın tarihteki yeri ve önemini, yaşanmış gerçek hikayelerle anlattı. Çanakkale’iyi geçilmez kılan sırların neler olduğunu duygusal bir biçimde aktardı.

Rehber Erdoğan Gündoğdu’nun Anlatımında Çanakkale Destanı

Gönül Elçileri Derneği’nin düzenlediği Çanakkale ziyaretinde rehberlik eden Erdoğan Gündoğdu, “Çanakkale anlatılmaz, yaşanır” dedi ve gezi boyunca Çanakkale Destanını çok duygusal yaşanmış hikayelerle dile getirdi.

Gündoğdu, “Halk dokuz cephede savaşa girer, sekiz cephede savaşı kaybeder. Savaşı tek kazandığımız yer Çanakkale’dir. O yüzden Çanakkale sadece cephede kurşun sıkıp şehit olup yüksek bir mertebeye ulaşanların şehri değildir. Çanakkale; vatan sevgisinin, fedakârlığın, yarım kalmış sevdaların şehridir. Kocasının dönmesini bekleyecek, babasının dönmesini bekleyecek, evladının dönmesini bekleyecek, sevdasının dönmesini bekleyecek… O yüzden Çanakkale, hiç bir tarih kitabında göremezsiniz ama, yarım kalan sevdaların şehridir… İşte Çanakkale, kavuşmayı bile ahirete bırakabilecek kadar böyle sevdaların şehridir. Biz bu sevdaların, bu beklemelerin anlamını gençlerimize anlatabilmeliyiz. İşte siz de bu hafta sonunu şehitlerimize ayırarak onları yâd etmiş oluyorsunuz. Ruhları şâd olsun.”

Çanakkale zaferi; vatan söz konusu olduğunda, Türk milletinin neleri başarabileceğinin en güzel kanıtıdır. Türk ulusu bu zaferle, arka arkaya gelen acı olayların etkisiyle kaybettiği öz güvenini yeniden kazanmıştır.

Çanakkale Geçilmez! Bu söz, yalnızca bir cepheyi değil, bir milletin bağımsızlığa olan inancını, vatan sevgisini ve fedakarlığını anlatır. 18 Mart 1915, Türk milletinin azim, cesaret ve birlik içinde yazdığı destanın adıdır.

Çanakkale Deniz Savaşı, Gelibolu Yarımadası’nda 19 Şubat 1915’te başlar ve 18 Mar 1915’te biter. Çanakkale’yi donanmasıyla geçemeyen düşman bu ke 25 Nisan 1915’te kara savaşına başlar. Kara savaşının bitiş tarihi ise 9 Ocak 1916’dır. Çanakkale İngiliz ve Anzaklar’ın en büyük yenilgisi olarak tarihe geçer.

Çanakkale Anlatılamaz Yaşanır

Rehber Erdoğan Gündoğdu, seyahat boyunca otobüs içerisinde ve alan ziyaretlerinde Çanakkale’yi anlatmanın bir güne sığdırmanın mümkün olmadığını ifade etti. Kısa zamanda olabildiğince bilgi aktarımı yapan Gündoğdu Çanakkale destanını şöyle dile getirdi:

“Bu, hayatınızda belki dönüm noktası olabilecek olan Çanakkale gezisi. Sizlere yardımcı olmaya çalışacağım ama öncelikle şunu bilmenizi arz ediyorum ki Çanakkale’yi bir günde gezmek ve Çanakkale’yi benim bir seferde anlatmam mümkün değil. Çünkü Çanakkale anlatılmaz Çanakkale ancak ancak yaşanır. Metrekaresine 6000 merminin düştüğü yer burası…

Buradan Sakarya döndüğünüzde çok rahat araştırabilirsiniz ve sizlerden bir parça olan o Anadolu’nun yağız yiğit delikanlılarından bir şehidimizin düşmüş olduğu kutsal diyebileceğimiz bu toprakları ziyaret edeceksiniz. İşte bu ziyaret esnasında da, ya onların eline, ya ayağına, ya da başına basarak dolaşacaksınız. O yüzden 110 yıl sonra da olsa gerçekleştirdiğiniz bu Çanakkale ziyareti ile yıllarca boynu bükük olan, yıllarca mahzun olan ama her birisi toprağın bağrına düşerken, ‘ölümümüz, bizden sonra gelenlerin doğuşu olsun’ diyebilecek kadar yüksek ruha sahip bir nesli bu ziyaretle sevindiriyorsunuz. Rabbim de inşallah sizleri sevindirir.

 Kahramanlara Vefa Borcu

İşte bugün bu kıymetli bir hafta sonunuzu Çanakkale için ayırarak gerçekten burada canlarını feda eden o kahramanlara karşı da vefa borcunu ödüyorsunuz inşallah. Ama değerli misafirler, Çanakkale bizim tarihimizin kaderidir, Çanakkale’yi bizlerin düz mantıkları ile izah etmek mümkün değil. Biz bugün Çanakkale’yi sanki gözümüzle değil kalbimize açarak da gezeceğiz. Çünkü bugün bastığınız her bir taşın, her bir toprağın size bırakmış olduğu bir mesaj var. Ve siz bu mesajı okuyup Sakarya’ya geriye dönebilirseniz, inanın bundan sonra hayatınızda beyaz bir sayfa açacaksınız. Çünkü Çanakkale’ye anlamıyorsanız bugünkü meselelere sağlıklı bir yorum getiremezsiniz. Çünkü Çanakkale bu milletin ve Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin adeta önsözüdür.

Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin temellerinin kanlarla kemiklerle atılmış olduğu bir coğrafyadır. İşte o yüzden ‘Çanakkale’yi bizlerin düz mantıkları ile izah edemeyiz’ dememdeki sebep de bu. Çünkü Çanakkale, bir gece yarısı siperinde çok susayan bir askerin, su birikintisi sanıp, matarasını daldırıp içtiğinde, sabahleyin arkadaşının kanı içtiğinin farkına vardığı yerlerden bir tanesidir ve Çanakkale 19 Mayıs 1915 gecesinde, bir gecede 10 binin üzerinde üniversite gencini işte bu coğrafyada bırakmış olduğumuz yerlerden bir tanesidir.

Mustafa Kemal’in Gözyaşları

Mustafa Kemal Atatürk’ü bile ağlatan tek yerdir Çanakkale. O kanlı sırtlara bakarak Mustafa Kemal, iki saat boyunca şafak sökene kadar gözyaşı döker ve arkasından şunu söyler: ‘Biz Çanakkale’de sev-i idaredeki zaaflarımızdan dolayı Anadolu’nun yağız yiğit delikanlıları Çanakkale topraklarının bağrında bıraktık. Şimdi onlar bizim yanımızda olmuş olsalardı biz Türkiye Cumhuriyeti Devleti olarak çok daha farklı yerde olurduk.’ Ve o sırtlara bakarak iki saat boyunca gözyaşı döküyor.

İşte bugün sizlerin gözyaşlarınızı değil ama gerçekten bir milletin vatan uğruna, namus uğruna, din uğruna topyekûn yok olmayı göze alarak bu vatanı size hediye etmiş olduğu bu Çanakkale’de onlara layık bir torun olarak geri dönmenizi arzu ediyoruz. O yüzden bastığınız her bir taşın her bir toprağın size bırakmış olduğu bir mesaj vardır. işte şairin deyimiyle ‘Dur Yolcu bilmeden gelip bastığın bu toprak bir devrin battığı yerdir. Eğil de kulak ver bu sessiz yığın bir vatan kalbinin attığı yerdir’ diyor ya şair.

İşte Çanakkale gerçekten Türkiye Cumhuriyeti Devleti temelinin kanlarla, kemiklerle atılmış olduğu bir yerdir. Önsözü, adeta Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin ana rahmidir Çanakkale. Bunu bilmiyorsanız, kitabın önsözünü okuyamıyorsanız bugünkü yaşamış olduğunuz meselelerden sadece şikayet edersiniz, çözüm üretemezsiniz. O yüzden Çanakkale’de bizlerin düz mantıkları durur.

Çanakkale’yi Anlatabilen ve Yazabilen Tek Kişi

Değerli misafirler, dedim ya bugün sadece gözümüzde değil bu kalbimizde de Çanakkale’ye gideceğim ve Çanakkale’yi benim sizlere anlatma şansın yok ama kitaplar dururken Çanakkale’yi bu zamana kadar anlatabilen ve yazabilen sadece bir kişi var o da İstiklal Marşı yazarımız Mehmet Akif Ersoy. Akif iki tane şiirini Safahat’ına almaz. ‘Bunlar benim dilimle, elimle kalemimle yazdığım şeyler değildir, bunlar bana yazdırtılanlardır’ der. Bir tanesi İstiklal Marşı, biliyorsunuz onu size armağan ediyor. İkincisi ise; Şu boğaz harbi nedir, var mı ki dünyada eşi, en kesif orduların yükleniyor dördü beşi. Tepeden yol bularak geçmek için Marmara’ya, kaç donanmayla sarılmış ufacık bir karaya diye başlayan; Yeraltında binlerce lağm, bu lağmın yaktığı binlerce adam. Ölü püskürtmede yer, ölüm indirmede gökler. Asımın nesli diyordun ya nesilmiş gerçek. Çiğnetmedi atasını çiğnetmeyecek.

‘Ne büyüksün ki ey Mehmetçik’ diyor, kanın tevhidi kurtarıyor. O, birliği kurtarıyor, kanla kurtuluyor o birlik dediği. En sonunda da ‘Ey şehit oğlu şehit, isteme benden makber (mezar), sana ağuşunu, (sinesini, yüreğini) açmış duruyor peygamber’ diyor ya.

İşte ben de bugün sizden yüreğinizi açmanızı istiyorum. O yüreğinizi açarsanız ne demek istediğimi daha net göreceksiniz.

Tarihimizin Kaderi Çanakkale’dir

Çanakkale bizim tarihimizin kaderidir dedik ya, işte o kader denk noktalardan bir tanesi de Namazgah Tabyasıdır. İşte şu anda sığınak ve cephanelikleri görüyorsunuz o sığınak ve cephanelikleri arasında güçlü, sabit çakılı bir top. Kendi ekseni etrafında 180 derece hareket edebilen bu güçlü toplardan oluşan bu siperlere biz tabya diyoruz. Tek tek hareketli toplardan oluşturulanlara ise batarya. Bu tabyalarımıza deniz tarafından baktığınızda sadece toprak görürsünüz ama bu taraftan baktığınızda, adeta askerin bir yaşam alanını görürsünüz. İşte tüm bunlar Çanakkale boğazını koruyabilme adına yapılmış siperlerdir.

Çanakkale Boğazı’nın kenarından Ege Denizi’ne doğru gittiğimizde Çanakkale tarihimizin kaderi dedik ya o kaderin denk noktalardan bir tanesi olan Rumeli Mecidiyesi Tabyası karşılar bizi. Kahraman Koca Seyit’in de bulunmuş olduğu ve 275 kilogram ağırlığındaki top mermisini kaldırarak adete tarihimizin kaderini çizmiş olduğu yerdir burası.

Çanakkale bizim tarihimizin kaderidir. Çanakkale’yi bilmiyorsanız, açıkçası yüreklerinizde yaşamıyorsanız, yüreğinizi Çanakkale’ye açmamışsanız bugünkü meselelere de sağlıklı yorum getiremezsiniz.”

Çanakkale’yi Geçilmez Kılan Ruh

Çanakkale; insanlığın savaşı yendiği yerdir… İşte, özgürlük ve bağımsızlık uğrunda verilen mücadeleyi simgeleyen tarihî sahneler…

Çanakkale Ziyareti Dayanışma Ruhunu Pekiştirdi

Çanakkale Zaferi’nin 110’uncu yılı dolayısıyla düzenlenen gezide, milli ve manevi duygularını pekiştiren katılımcılar, ziyaretler esnasında duygu yüklü anlar yaşadı. Gönül Elçileri Derneği’nin organize ettiği ziyaret, tarih bilincini güçlendirdi ve gönüllüler arasında dayanışma mesajları yükseldi.

Geziyi koordine eden Gönül Elçileri Derneği Başkanı Bülent Dik, bu ziyaretin, derneğin tüm fertlerini derinden etkilediğini ve çok anlamlı bir gezi olduğunu belirterek, tüm katılımcılara ve bu geziye destek olan tüm kurum ve kuruluşlara teşekkür etti.

Tarih Bilinci ve Milli Ruh için Önemli

Çanakkale ziyaretini değerlendiren Başkan Dik, tarih ve kültür temalı gezilerini yine geniş katılımlı programlarla planladıklarını belirterek, “Çanakkale şehitliğine özel gereksimli kardeşlerimiz ile gittik ve onların mutluluğu, yüzündeki tatlı tebessüm bizleri mutlu etti. Bu tür geziler, tarih bilincinin gençlere aktarılması ve milli ruhun canlı tutulması açısından hayati öneme sahip. Bu gezi diğerlerinden çok farklı olarak, dernek üyelerimiz arasında dayanışma duygusunu pekiştirdi ve ortak değerler etrafında birlik hissini güçlendirdi.

Rabbim aziz şehitlerimize rahmetiyle muamele eylesin. Bizlere bıraktıkları bu aziz vatanı ebediyete kadar kollayıp savunmayı nasip etsin” diye konuştu.

Çanakkale Ziyaretinden Memnun Oldular

Etkinliğe katılınlar ise bu ziyaretten memnuniyetlerini ifade ederek, “Çanakkale’nin ruhunu daha yakından hissettik; ülkemizin kurtuluş mücadelesini hangi şartlarda kazandığını daha iyi öğrenmiş olduk. Birlik ve beraberlik duygusunun ne kadar önemli olduğunu bir kez daha hatırlattığı için bu ziyarete vesile olan dernek yönetimimiz ve katkıda bulananlara minnettarız” diye görüşlerini paylaştı.

Şule BAYRİBerna SAKALLIOĞLU / Sakarya Haber Ajansı – Çanakkale – Gelibolu

Paylaş: