Sakarya için bir araya geldiler

Paylaş:

Sakarya Kent Şurası’nın 149. oturumunda; şehir ekonomisi, Adapazarı Şeker Fabrikası’nın geleceği, eğitim sistemi ve istihdam sorunları ele alındı. Toplantıya eski Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem Yüce de katıldı. Erenler Edeler Toplantı Salonu’nda yapılan toplantıda Erol Hacıeyüpoğlu başkanlığında biraraya gelen şura üyeleri, Adapazarı Şeker Fabrikası ile ilgili yaşanan gelişmeleri değerlendirdi. Toplantıda, Şeker fabrikasının devir tartışması, ticarette düşüş ve Tank Palet fabrikası konusu masaya yatırıldı.

28 nisan 2026 tarihinde düzenlenen Kent Şurası toplantısı 149. oturumunda Adapazarı Şeker Fabrikası’nın Pamukova’ya taşınması/deviri yönündeki iddialar başta olmak üzere gündem maddeleri değerlendirildi.

Sakarya Kent Şurası’nın 149. toplantısına, 1999-2003 Erenler Belediye Başkanı, 2003-2012 ÇAYKUR Genel Müdürü, 2012-2019 DOKAP Başkanı 2019-2024 Sakarya Büyükşehir Belediye Başkanı, Ziraat Yüksek Mühendisi Ekrem Yüce konuk oldu. Toplantıda yaptığı konuşmada, meslek hayatındaki önemli dönemleri katılımcılarla paylaşan Ekrem Yüce, 50 Yıl hizmeti olduğunu ve yaşantısının önemli dönemlerini anlattı.

Toplantıda gündem değerlendirmesinin yanı sıra Kent Şurası üyeleri, Sakarya için istekleri ve önerilerini dile getirdi.“Şeker fabrikaları sadece bina değildir”

Toplantıda söz alana Şura üyesi Haluk Akbay, Adapazarı Şeker Fabrikası ile ilgili son gelişmeleri değerlendirdi. Fabrika ile ilgili görüşlerini aktaran Akbay, “Şeker fabrikaları sadece bina değildir. Tarım-lojistik-sanayi entegrasyonu ister. Eğer küçük seçilirse taşınma veya genişleme sorunu çıkar; yatırım yarım kalmış proje olur” dedi. Akbay, bu konuda yaptığı konuşmada şu ifadelere yer verdi:

“Sakarya Büyükşehir Belediyesi’nin 13 Nisan 2026 tarihinde yapılan toplantısında Başkan Yusuf Alemdar ilk defa net bir açıklamada bulundu; ’Şeker fabrikasının yerini almaya çalışıyorum. Fabrikanın yeri sanayi alanı. Şeker fabrikasını alıp şehre kazandırmak için mücadele ediyorum. Bu şehrin yarını için büyük bir park alanı, millet bahçesi olması için gayret gösteriyorum. Bu konuda fabrika sahipleriyle görüştük. Pamukova Belediye Başkanımızın önerdiği Mekece’deki 200 dönüm alanı alıp fabrikanın kapanmadan oraya taşınması için çalışma içerisindeyim. Şeker fabrikasının kapanmasından yana değilim, ben bu fabrikanın yine Sakarya sınırları içinde çalışmasından yanayım. Ben fabrikanın tekrar çalışması için zamanında mücadele eden bir insanım.’

Adapazarı Şeker Fabrikası 1952 senesinde Türkiye’nin beşinci şeker fabrikası olarak 480 dönüm üzerinde kurulmuş, 11 Ekim 1953’te işletmeye alınarak üretime başlamıştır. Fabrika, 17 Ağustos 1999 depreminde üretim binaları ve makineleri ağır hasar almış, 2004 yılında özelleştirme kapsamına alınmıştır.

Adapazarı Pancar Ekicileri Kooperatifi (APEK), 2005 yılında Bank Asya’dan alınan kredi sonrasında kamuya ait %94,09 hisseyi 45 milyon 750 bin dolar karşılığında satın aldı. APEK ve fabrika yönetiminin başarısızlığı ile birlikte Şeker Kurumu’nun şeker kotasının düşürülmesi ve Sakarya sınırları dışındaki pancar temininin azaltılması sonucu APEK, Bank Asya’ya olan borcunu ödemekte zorlandı. 24 Eylül 2012’de Bank Asya, APEK’in borcuna karşılık şeker fabrikasını devraldı.

24 Kasım 2013 itibarıyla 182 milyon TL karşılığında Yıldız Holding bünyesine satıldı. 2025 yılında 480 dönümün imara açılacağı Sakarya’da ilgili idareler tarafından hazırlanan imar planları Yıldız Holding’e sunulmuş; dev arsa için fabrikanın yeri adına başka bir yer takası ve imara açılacak yerin büyük bölümünün Yıldız Holding’e bırakılmasının ardından 2026 yılında başka bir senaryo gündeme gelince Yıldız Holding ön protokol imzalayarak üretimden çıktı.

480 dönüm üzerinde üretim yapan Sakarya’nın Adapazarı ilçe merkezindeki fabrikanın sahiplik bakımından %50’si Sakaryalı iş insanı Davut Dişli ve oğlu Emir Haktan Dişli’ye, diğer %50’si ise FON’a aittir. Eğer Bor Şeker’den KAP’a yapılan açıklama doğrultusunda sürecin tamamlanması bekleniyor.

Adapazarı Şeker Fabrikası, yüksek kapasitesi olan, daha düşük maliyetle üretim yapan, yan üretimleri ile yan gelirleri çok olan, uzun vadede çok daha kârlı; sadece fabrika değil, sanayi üssü olmaya müsait bir tesistir.

Başkan Yusuf Alemdar’ın ifadesine göre Pamukova Belediye Başkanı’nın önerisiyle 200 dönüm Pamukova Mekece bölgesine taşınması önerisi mevcut olan Adapazarı Şeker Fabrikası’nın küçülerek kârlı bir üretim yapmasını mümkün kılmaz.

Öncelikle Pamukova Ovası alanı yaklaşık 289 km²’dir. Pamukova, Sakarya Nehri’nin orta kısmında yer alır. Pamukova arazisi yılda 2 veya 3 sefer ürün alınacak verimli topraklara sahiptir. Pamukova’da seracılık ve süs bitkileri alanında oldukça iddialıdır. Hayvancılığın önemli bir yeri vardır. Süt ve süt ürünleri de Pamukova’da yaygındır. Doğal güzellikleri dikkat çekicidir.

Şeker fabrikasının 200 dönüm yere taşınması demek, baştan düşük kapasiteyi kabul etmek demektir. Maliyet artar, genişleme imkânı yoktur, ayrıca modernizasyon zorlaşır. Burada fabrika büyümez; çünkü esas lazım olan 600 dönüm yerdir. Adapazarı 480 dönüm üzerinde çalışmıştır. Bu koşullarda fabrika rekabet edemez, kapanmakla yüz yüze gelir.

Şeker fabrikaları sadece bina değildir. Tarım-lojistik-sanayi entegrasyonu ister. Eğer küçük seçilirse taşınma veya genişleme sorunu çıkar; yatırım yarım kalmış proje olur.

Pamukova seçeneği çözüm değildir; lojistikten uzak, sanayi aksından kopuk, otoyol ve liman bağlantıları zayıf, maliyet ve zaman kaybı yüksektir.

Akyazı-Hendek hattına şeker fabrikasının taşınması dezavantajlıdır. Öncelikle nakliye giderleri %30–40 artar, işçilik maliyetleri yüksektir, çevre yatırımları (filtre, arıtma tesisleri) maliyetleri yukarı çeker, ilk yatırım maliyeti yüksektir, kâr marjı düşer. Kampanya döneminde yüzlerce pancar kamyonu trafiği ve ulaşımı zorlaştırır. Ayrıca şeker fabrikaları su tüketir. Zaten var olan sanayi tarafından yer altı suları kullanılmaktadır. Şeker fabrikasına uygun yer değildir; arazi fiyatları da yüksektir.”

“Sakarya Ticaret şehri olmalı”

Sakarya’nın ekonomisini değerlendiren Kent Şurası Başkanı Erol Öztürk Hacı Eyüpoğlu, Sakarya’nın ülkenin önde gelen ihracatçı illeri arasında yer aldığını hatırlatarak, “Modern üretim tesislerine sahipiz. Sakarya, Türkiye’nin önemli ihracatçı illeri arasında olup, milyarlarca dolarlık ihracat gerçekleştirmektedir. Marmara Bölgesi’nde ulaşım ağlarının merkezinde yer alması ticaret ve lojistik için büyük avantaj sağlamaktadır. Tarıma dayalı sanayinin gelişmiş olması, özellikle gıda sektöründe ticaret imkânlarını artırmaktadır” diye konuştu.

İhracat hedeflerine yönelik, planlı sanayi alanlarına ihtiyaç olduğunu belirten Hacıeyüpoğlu, “Şehirde, ekonomiyi destekleyecek çalışmalara hızı verilmeli. Ortak akılla yol alınmalıdır. 4 OSB’de 31033 kişi çalışırken 5 OSB boş, burada 882 kişi çalışıyor. Sakarya’da şu an aktif üretimde olan 6-7 Organize Sanayi Bölgesi (OSB) bulunsa da, şehrin stratejik konumu ve ihracat hedefleri doğrultusunda yeni OSB projeleri (5 adet) planlanmaktadır. Mevcut OSB’lerin doluluk oranları düşük, planlı sanayi alanına ihtiyacımız var” ifadelerini kullandı.

“Yetenekler gözardı ediliyor”

Toplantıya katılan Vatan ve Hürriyet Derneği Genel Başkanı Yaşar Dursun, ülkenin eğitim sistemini eleştirerek, gençlerin kabiliyetlerine göre yönlendirilmesi gerektiğine vurgu yaptı. Gençlerin kabiliyetlerine göre yetiştirilmediği ve eğitim sisteminin bireysel yetenekleri göz ardı ettiği düşüncesinin, eğitim ve istihdam alanında sıklıkla dile getirilen önemli bir sorun olduğuna dikkat çekti.

Dursun, yaptığı konuşmada şu görüşlere yer verdi: “Sorgulayan ve analiz eden bir gençlik yerine, ezberci bir eğitim sistemi sorgulanmaktadır. Çocukların kabiliyetlerine bakılmaksızın üniversiteye yönlendirilmeleri, ‘işsiz üniversite mezunları’ ordusu yaratmaktadır. Gençler, en önemli sorunlar olarak işsizlik (%50.1-55.1) ve eğitim sistemindeki aksaklıkları (%21.6) görmektedir. Üniversite bitiren gençlerin önemli bir kısmının mesleksiz kaldığı, elinden tutulup kabiliyetine göre yönlendirilmedikleri belirtilmektedir.

Eğitim sistemi, gençlerin ilgi ve kabiliyetlerine göre şekillendirilmeli, her gencin elinden tutulmalıdır. Gençlerin sadece teorik değil, ahlaklı ve meslekli yetişmeleri sağlanmalıdır. Gençlerin önlerinin açılması ve yeteneklerini sergileyebilecekleri alanların yaratılması gerekmektedir.

Özetle, gençlerin potansiyellerini tam olarak ortaya koyabilmeleri için yeteneklerine dayalı, mesleki becerileri ön plana çıkaran bir eğitim ve yönlendirme sistemine ihtiyaç duyulmaktadır. Nihayet hastaneleri satıyor olacağı buydu ekonomiye çare olur diye beklemeyin birilerinin ciddi ihtiyacı vardır.”

“Personel arayışında yöntemler mevcut” akarya işçi bulmakta zorlanıyor

Toplantıya katılarak söz alan Hüseyin Balta, Adapazarı Şeker Fabrikası ve istihdam konularındaki sorunlara değindi. Balta, “Adapazarı Şeker Fabrikası, 16 Ocak 1952’de Adapazarı Şeker Fabrikası tarafından kurulan, 1953’te üretime geçen ve Sakarya Ovası’ndaki şeker pancarı üretimini teşvik etmek, bölgedeki çiftçilere düzenli gelir sağlamak ve Türkiye’nin artan şeker ihtiyacını karşılamak amacıyla kurulan ilk anonim şeker fabrikasıdır. Cumhuriyet dönemi sanayi hamlesinin bir parçası olarak tarıma dayalı sanayiyi geliştirmek hedeflenmiştir. Sakarya’da işçi bulmakta zorlanıyorsanız, sanayi ve üretim sektörünün yoğun olduğu bu bölgede personel arayışınızı hızlandıracak ve çeşitlendirecek çeşitli yöntemler mevcuttur” diye konuştu.

“Kötüleşen ekonomi sosyal dokuyu eritir”

Ziraat Mühendisi Gıda Uzmanı Şengülay Yurtal, toplantıda yaptığı konuşmada, ülkede sosyoekonomik yapısındaki bozulmaları gündeme taşıdı. Okullardaki güvenlik ve şiddet eylemlerine değinen Yurtal, “Kahramanmaraş, Ayser Çalık Ortaokulu’na yapılan saldırıda hayatını kaybeden öğretmen ve öğrencilerimize Allah’tan rahmet, yaralılara acil şifalar diliyoruz. Bir yanda topluma bilinçli biçimde yayılan şiddet ideolojisi, diğer yanda eğitime maarif diyerek bütün sorunları çözdüğünü zanneden anlayışının sonucu; okulların güvenlikten yoksun kalması, her türlü şiddete teslim edilmesidir. Bozulan sosyo-ekonomik yapı, bir toplumun ekonomik faaliyetleri (üretim, gelir, istihdam) ile sosyal yapısının eğitim, kültürel doku, sınıf yapısı, güvenlik birbiriyle uyumsuz hale gelmesi, yoksullaşma, eşitsizlik ve toplumsal huzursuzlukların artması durumudur. Bu yapı, hem ekonomik göstergelerin kötüleşmesi hem de sosyal dokunun erimesiyle kendini gösterir” ifadelerini kullandı.

Paylaş:

Bir yanıt bırak