Dijitalleşme basılı gazeteleri bitiriyor mu? Sakarya Haber Ajansı’ndan Levent Bayri ve LC Haber’den Levent Candan, “2030 yılına kadar basılı gazete kalmayabilir” diyor.
Dijital haberciliğin yükselişi, yüz yıllık alışkanlıkları kökten değiştiriyor. Bilgiye ulaşma hızı arttıkça, mürekkep kokulu gazetelerin geleceği de tartışma konusu oluyor. Sakarya Haber Ajansı Genel Yayın Yönetmeni Levent Bayri ve LC Haber Ajansı Genel Yayın Yönetmeni Levent Candan, medyanın içinden geçtiği bu büyük dönüşümü ve geleceğe dair öngörülerini paylaştı.
YENİ MEDYA VE GAZETECİLİK
Sakarya Uygulamalı Bilimler Üniversitesi Sapanca Meslek Yüksekokulu’nun Medya ve İletişim Atölyesi, medya öğrencilerinin yoğun katılımıyla “Yeni Medya ve Gazetecilik” başlıklı önemli bir kariyer etkinliğine ev sahipliği yaptı. Etkinliğin amacı, genç gazetecilik meraklılarına sahadaki deneyimlerin ve masa başı yazım süreçlerinin ayrıntılı bir şekilde aktarılmasıydı.
KRİTİK TARİH: 2030
Geleneksel medyanın dijital karşısındaki direnci, sektörün en önemli gündem maddesi. Bayri ve Candan, 2013 yılında yapılan bir ankette bile katılımcıların yüzde 70’inin dijitalin kazanacağı görüşünde olduğunu hatırlattı. Dünya basınında New York Times, Washington Post gibi devlerin basılı yayında direndiğini belirten gazeteciler, yerel ve genel tabloda durumun farklı olduğunu vurguluyor. Şu an orta ve yaşlı kuşağın kahvehanelerde gazete okuma alışkanlığını sürdürdüğünü belirten deneyimli isimler, “Bu devir yavaş yavaş kapanıyor. 2030 yılına geldiğimizde artık basılı bir gazeteye rastlamayabiliriz” öngörüsünde bulundu.
18-25 yaş aralığındaki genç kuşağın neden gazete okumadığı sorusunun cevabı ise “hız” faktöründe gizli. Yeni medyanın tamamen hız üzerine kurulduğunu belirten Levent Bayri ve Levent Candan, durumu çarpıcı bir film repliğiyle özetliyor:
“Bir kadın adama diyor ki; ‘Sen artık benim için dünkü gazetesin’. Bugün yaşanan bir olay, anında cep telefonlarından ve tabletlerden tüketiliyor. Aynı haberi ertesi gün gazetede görmek, gençler için bir anlam ifade etmiyor çünkü o haberi çoktan öğrenmiş ve tüketmiş oluyorlar.”
Dijitalleşmenin getirdiği en büyük risklerden biri de “tıklanma” kaygısı. Hız ve “tık” alma uğruna doğruluğun feda edilebildiğini belirten gazeteciler, abartılı haberlerin, araya serpiştirilmiş reklamların ve “asparagas” (uydurma) içeriklerin meslek etiğine aykırı olduğunu vurguluyor. Bu yöntemler kısa vadede birkaç tık getirse de uzun vadede medya organının saygınlığını ve güvenilirliğini yok ediyor.
2030’da o “son manşet” kağıda değil belki de ekrana atılacak. Ancak Bayri ve Candan’ın da vurguladığı gibi gazeteceliğin özü değişmeyecek: Hız ne kadar artarsa atsın, okuyucu eninde sonunda “tık” tuzağına değil “güven” limanına sığınacak.
Haber: Nehir KOYUNCUOĞLU






