Zübeyde Hanım’ın emaneti sahnede hayat buldu

Paylaş:

Kahraman Türk Kadınları Tiyatro Topluluğu, Cumhuriyet’in temel değerlerini ve Türk kadınının tarihsel duruşunu sahneye taşıyan anlam dolu bir programla izleyici karşısına çıktı. Yönetmen Senem Yıldırım önderliğinde gerçekleştirilen gösteri, bir yandan anma duygusunu aktarırken bir annenin vicdanı, bir kadının onuru ve bir milletin kökleri üzerinden güçlü bir sanat dili kurdu.

Kahraman Türk Kadınları Tiyatro Topluluğu’nun yönetmeni Senem Yıldırım, Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün annesi Zübeyde Hanım’ın hayatını konu alan “Zübeyde Hanım – Cumhuriyet’in Annesi” adlı oyunu yazıp yöneterek sahneye taşıdı. Topluluğun üyesi Berrin Canbaz, canlandırdığı Zübeyde Ana karakteriyle çok başarılı bir oyun sergiledi.

Duygu yüklü programa siyaset, eğitim, iş dünyası ve sivil toplum kuruluşlarının temsilcileri ile çok sayıda sanatsever vatandaş katıldı. İlgi ile izlenen program katılımcılar tarafından ayakta alkışlandı.

Derin tarih yazan annelerin simgesi
Gösterinin açılışında konuşan yönetmen Senem Yıldırım, bu toplantının sadece bir anma programı olmadığını belirtti. Okunan şiirlerin ve sahnelenen anlatıların yıllar boyunca zihinde ve ruhunda yoğrulmuş bir yolculuğun ürünü olduğunu ifade eden Yıldırım, Zübeyde Hanım’ın yalnızca Atatürk’ün annesi olmadığını vurguladı. Onun yokluklar içinde dimdik duran Türk kadınının adı, sessiz ama derin bir tarih yazan annelerin simgesi olduğunun altını çizdi.

Senem Yıldırım, konuşmasında şu sözlere yer verdi:

“Saygıdeğer konuklar, kıymetli misafirler, yüreği tarih bilinci ile atan değerli dostlar. Bugün burada yalnızca bir anma programı için toplanmadık. Bugün bir annenin vicdanını, bir kadının onurunu, bir milletin köklerini hatırlamak için buradayız; Zübeyde Hanım…

O sadece Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün annesi değildir. O, yoklukta dimdik duran Türk kadının adıdır. Sessizce ama karanlıkla tarih yazan anaların simgesidir. Bugün sahnede dinleyeceğiniz her şiir, bir kitaptan değil, bir yerden alıntı da değil, bir başkasının kaleminden de değil. Bu şiirler, benim çocukluğumdan beri zihnimde taşıdığım, ruhumda büyüttüğüm, vicdanımda olgunlaştırdığım bir yolculuğun eseridir.

Bu proje, bir gecelik bir fikir değildir; bir kız çocuğunun annelere bakarak büyüttüğü saygının, kadın olmanın sorumluluğunu erken yaşta kavramış bir kişi olarak, tarihe borç bildiği bir vefa duruşunun adıdır.

Kahraman Türk Kadınları Kadınları Tiyatro topluluğunu kurarken tek bir niyetim vardı:

Unutturulmaya çalışılan kadın emeğini, sessizleştirilen kadın sesini, tarihin gölgesinde bırakılan Türk kadının gücünü saniye taşımak.

Biz bugün burada bir anneyi anıyoruz. Ama aslında bir milletin ahlakını, bir kadının duruşunu, bir annenin yetiştirdiği vicdanı selamlıyoruz.

Zübeyde Hanım, Darüşşafaka’ya attığı o imzayla yalnızca bir bağış yapmadı. Bir anne olarak şöyle dedi: Benim evladım bir millete yetti. Ama bu milletin evlatları sahipsiz kalmasın.

İşte biz bugün o imzanın ahlaki mirasını sahnede taşıyoruz.

Bu konuşmayı yaparken bir yönetmen olarak değil, bir kadın olarak, bir evlat olarak ve bu toprağın annelerine borçlu biri olarak konuşuyorum.

Eğer bugün bir kişinin kalbine dokunabiliyorsak, bir gencin zihninde bir ışık yakabiliyorsak, bir annenin gözleri doluyorsa, biliniz ki Zübeyde Hanım buradadır. Çünkü bazı anneler ölmez, bazı kadınlar anıt olur.

Bu sahneye emek veren tüm kadınlara, bu ruhu taşıyan herkese ve bu vefayı paylaşan siz değerli izleyicilere teşekkür ediyorum. Saygıyla, minnetle Zübeyde Hanım’ın önünde eğiliyorum.

Kahraman Türk Kadınları Tiyatro Topluluğu olarak aylar boyunca bir annenin kalbine yürüdük. Bir annenin sabrına, duasına, göz yaşına…

Biz bu sahnede yalnızca bir hayatı canlandırmadık. Biz evladını büyütürken vatanını evladından önce tutabilen bir Uluçınar’ın yüreğini taşıdık. Zübeyde Hanım…

Hasretin ne olduğunu bilen, cepheden gelecek bir haberde nefesi daralan ama yine de, “Vatan sağ  olsun” diyebilen bir anne… Ellerini semaya açıp duasını evladının üzerine örten bir yürek…

Ve o evlat… Mustafa Kemal Atatürk… Bir milletin makus talihini değiştiren, özgürlüğü bize emanet eden bir lider…

Bu akşam sahnede onları hissettik, gerçekten hissettik. Sanki nefesleri aramızdaydı, sanki bir annenin duası omuzlarımızdaydı.

Bir hayalim vardı… Çocukluğumdan beri, özgürlüğümü bana veren al bayrağımın gökyüzünde dalgalanışına bakarken içimdeki sevinci anlatabilmek…

Ezanların susmadığı, bayrağın inmediği bir vatanın ne demek olduğunu yüreklere dokunarak söyleyebilmek.

Sahnede devleşen kahraman Türk kadınları… Her biriniz o gece sadece rol yapmadınız. Bir milletin hafızasını, bir annenin duasını, bir liderin emanetini taşıdınız.

Eğer izleyenlerin gözleri doluysa, eğer kalpleri titrediyse, eğer bir an olsun geçmişi hissettilerse… Bu görevimizi yapmışız demektir.

Bu yolda omuz omuza yürüdüğüm tüm kız kardeşlerime minnettarım. Biz daha çok yüreğe dokunacağız. Çünkü biz bir oyunun değil, bir ruhun temsilcisiyiz.

Saygı, sevgi ve inançla…”

Zübeyde Hanımı anlamak
Programda Zübeyde Hanım’ın Darüşşafaka’ya yaptığı bağışa da dikkat çekildi. Bu bağışın sadece maddi bir yardımdan ibaret olmadığını, “Benim evladım bir millete yeterli oldu ama bu milletin evlatları sahipsiz kalmasın” anlayışının yansıması olduğunu vurgulandı. Yönetmen Yıldırım, konuşmasını bir yönetmen kimliğiyle değil, bir kadın, bir evlat ve bu toprakların annelerine borçlu biri olarak sürdürdü ve “Eğer bir gencin zihninde ışık yakabiliyorsak, bir annenin gözleri doluyorsa, bilin ki Zübeyde Hanım buradadır” sözleriyle sahnedeki duyguyu pekiştirdi.

O yüksek ruh sahneye taşındı
Topluluk üyeleri, aylar süren hazırlık sürecinde bir annenin sabrını, duasını ve hasretini anlamaya çalıştıklarını ifade etti. Gösteride yalnızca bir hayatın değil, evladını büyütürken vatanını önceleyen bir yüreğin taşıdığı mesaj vurgulandı. Topluluk üyesi Şule Bayri’nin program boyunca yaptığı etkili sunumlar ile halk ozanı Ali Osman Göçmen’in bağlama eşliğindeki ezgileri, özellikle Atatürk’ün sesini canlandıran Mehmet Kandemir ile öğretmen Lale Aydın Alanlar ve Işık Helvacıoğlu, doktor Gülden Güler, avukat Tülay Sinan, eczacı Betül Bamyacıoğlu, şair ve yazar Canan Ereren, Sabiha Ergün, Gülşen Pamukçu, Melek Kaya, Mükerrem Kılıç, Sevim Tan, Evren KılıçNecla Bakan, Seyhan Ünlü ve Filiz Becer’in sahnedeki performansları, gösteriye derinlik kattı.

Yönetmen Yıldırım’dan teşekkür mesajı
Yönetmen Senem Yıldırım, sahneye emek veren tüm kadınlara ve programa destek veren herkese teşekkür ederken, “Biz bir oyunun değil, bir ruhun temsilcisiyiz” mesajını paylaştı. Kahraman Türk Kadınları Tiyatro Topluluğu’nun bu özel performansı, Cumhuriyet değerlerine bağlılığı ve Türk kadınının tarihsel gücünü bir kez daha hatırlatan unutulmaz bir gece olarak hafızalara kazındı.

Sakarya Haber Ajansı / Sakarya – Adapazarı

Paylaş:

Bir yanıt bırak