Sözde Sanatçı ve Aydınlar…

Paylaş:

Hani her fırsatta; dünya barışı, halkların kardeşliği, evrensel hukuk, çocuk istismarı gibi can alıcı konulardan dem vuran, ülkemizin kerameti kendinden menkul sözde sanatçı ve aydınları, Gazze’de her gün yüzlerce çocuk, hatta anne karnında doğacağı günü bekleyen ceninler bile acımasızca katledilirken, bu vahşete tepki göstermeyerek insani değerlerden ne  kadar uzak olduklarını bir kez daha ortaya koydular.

Lafa geldiğinde, hümanizmin bayraktarlığından tutun da hayvan haklarının yılmaz savunuculuğuna kadar her konuda iyilik meleği kesilen ve kendilerini aziz mertebesinde gören bu güruhun ifrazat dolu zihni, konu mazlum Müslüman halklar olduğunda nedense hemencecik lâl kesiliyor.

Onlara sorarsanız dünyanın en çağdaş, batılı, demokrat, insancıl ve aydın insanları kendileridir. Ama mevzu milli ve dini değerler olduğunda bu mümtaz(!) ve örnek(!) karakterlerini nedense ortaya koymaktan imtina ederler.

Her devşirme köle gibi genellikle kraldan fazla kralcı olup, engizisyon celladının ipine bir boğum da kendileri atarlar.

Karanlık ruhlarını gölgeleyen sahne ışıkları altında, binbir kılığa girme erbabı oldukları için asıl suretlerini gizlemekte de son derece mahirdirler.

Şu an Gazze’de insanlar öldürülüyor, bebekler vücuda gelmeden paramparça ediliyor, annelerin feryatları gökleri inletiyor denildiğinde tek kelime edemeyecek kadar da korkak, menfaatperest, hedonist ve ırkçı bir yapıya sahiptirler.

Bayramlık ağızlarını açtıklarında ise zalimden ziyade,   mazluma  nefret kusacak kadar alçak irtifada gezen bu zevat, Batılı efendilerinden gelecek bir yıldızlı aferin için gerçekleri çarpıtmaktan da çekinmezler.

Uluslararası bilim arenasında, akademik olarak zerre kadar kıymeti harbiyeleri olmadığı halde her şeyi biz biliyoruz edasıyla caka satmayı da çok severler.

Tarihten tutun matematiğe kadar tüm ilimlerin/bilimlerin kaynağı sanki kendi zihinlerinden türemiş gibi her hususta kesin, net ve bir o kadar da ukalaca konuşurlar.

Sözüm ona sanat ve bilimsellik adına her türlü pespayeliği yaparak, kirli ve bir o kadarda sığ sularda kulaç atmayı büyük marifet ve çağdaşlık zannedecek kadar da medeniyet kavramından bihaberdirler.

Bu tayfanın, insanın Müslüman olanına değer vermediğini zaten  biliyorduk da hani dillerinden düşürmedikleri  hayvanlar, ağaçlar, kuşlar, böcekler, dereler, tepeler… kısacası tabiat da Gazze’de yok ediliyor bari onun için iki kelam ederler diye düşündük ama bunların hayvanat ve nebatat türleri arasında bile ayrım yapacak boyutta esfele-i sâfilîn makamına müptela olacaklarını tahmin edemedik.

Gerçi, kendi ülkesindeki depremzedelere bile, seçim sonuçlarını beğenmediği, için hakaret eden hatta deprem bölgesine yaptığı yardımları kesen bir zihniyetten, Gazze’deki soykırım için bir iki kelam beklemek biraz da bizim saflığımız olmuş.

Hristiyanı, Musevisi, ateisti, sosyalisti, feministi, eşcinseli, genci, ihtiyarı, rahibesi, Budisti, Avrupalısı, Afrikalısı özetle tüm dünya halkları, İsrail zulmüne isyan ederken bu sözde sanatçı ve aydınlar topluluğu, iki aydır ülkemizde sergilenen   “Haysiyetsiz Sessizlik” isimli sinema filminin başrol oyuncuları olarak, her türlü onur(!) ödülünü de hak etmektedir.

***

Dünyaca ünlü piyanist Fazıl Say, Gazze soykırımına karşı gösterdiği insani  tavırla birçok sanatçıya örnek oluyor.

Ünlü virtüöz, İsrail’i  eleştiren paylaşımlar yaptıktan sonra Yahudi lobisi tarafından hedef tahtasına konuldu.

Öyle ki, Say’ın yurtdışındaki bazı konserleri iptal edildi.

Sanatçı, tüm bu baskı ve tehditlere rağmen, barışçıl tutumundan vazgeçmeyerek Siyonizme karşı cesur ve insani bir karakter ortaya koymaya devam ediyor.

Tebrikler Fazıl Say!..

***

Başta İtalyan şair Dante’nin İlahi Komedya’sı olmak üzere birçok önemli eseri Türkçeye çevirmiş, Antik Çağ yazar ve eserleri konusunda uzman Ayçin Kantoğlu’nun, İslam Düşünce Enstitüsü (İDE) tarafından düzenlenen “İnsanlık Vicdanı Yol Ayrımında: Gazze” başlıklı panelde yaptığı  konuşmasının bir bölümünü sizlerle paylaşmak istiyorum.

“Bereket hala acıyı hissedebilecek yüreklerimiz var. Buna sahip olmayanlar da var. Üstelik kendi aramızda da var. Bugün dünyanın her bir yerinde bu çocuklar için insanlar ayağa kalkıyorlar. Tabi alıştığımız usulde İsrail-Filistin savaşı adını koyuyoruz ama bana sorarsanız bu insan haysiyetinin yeryüzüne açtığı bir savaştır. Çünkü haysiyetin ineceği bir yer kalmadı yeryüzünde. Hava da. Mutlak surette bir yere inecek. Biz orada olacak mıyız olmayacak mıyız? Aslında biraz meselemiz böyle. Çünkü görünen o ki Gazze dışında dünyada her yer işgal altında. Hepimiz işgal edildik.”

“Bununla nasıl başa çıkacağız. Anam babam usulü başa çıkacağız. Evdeki kör makası çıkaracağız, cebimize kursağımıza kadar girmiş olan bu kanlı eli, az çok demeden gözümüz gücümüz neye yetiyorsa kesmeye başlayarak. Bu vatanın bir evladı olarak aslında burada bu konuşmayı yapıyorum. Kariyerimin bir anlamı kalmadı. Kütüphanemin bile bir anlamı kalmadı. Dönüp yaksam yeridir.” 

Kelimelerin adeta vicdana gelip göz yaşı döktüğü bu muazzam konuşmanın tamamını internetten izlemesini şiddetle tavsiye ediyorum.

Muhammed Sefa RUMELİ